Türkiye'de yeni bir seçim dönemine girildi. 10 Ağustos'ta Türkiye'nin cumhurbaşkanı belirlenecek ama bu defa mecliste halk tarafından seçilen milletvekilleri değil, doğrudan halk seçecek. Elbette vekillerin belirlediği isimlerden birisini seçecekler, adaylık konusundaki kısıtlama da unutulmamalı. Adaylar arasında en kuvvetli olanı ve yüksek ihtimal ile seçilecek olan da Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP'li seçmene neden Ekmeleddin İhsanoğlu'na oy vermeyeceksiniz sorusu sorulduğunda elle tutulur bir cevap ile karşılaşmak pek mümkün değil.
Neden kendisine oy vermeyeceklerini sıralayalım. Birinci olarak, İstiklal Marşı değil, İstiklal Şiiri'nin kıtalarından birisini unutmuş olması medyanın da şişirmesi ile görünür sebeplerden birisi olabilir. Aslında sebebin bu olmadığını oy vermeyecek olan AKP seçmeni de biliyor, diğer seçmenler de biliyor. İkinci olarak, Türkiye'de değil Mısır'a doğmuş olması da sebeplerden birisi olarak gösterilebilir. Sonuçta AKP'nin adayı olan Recep Tayyip Erdoğan bunu sık sık dile getiriyor ve bunu Ekmeleddin İhsanoğlu'nun bir kusuru olarak lanse ediyor. Meydanlarda Rabia diye bağırır iken Mısırlı kardeşlerinden bahsettiğini unutmuş bir siyasi yaklaşım ile karşı karşıya geliyoruz bu durumda da. Üçüncü olarak, CHP ve MHP'nin uzlaşı adayı olması ise nedenler arasından en önemlisi. Türkiye'de tek parti döneminde CHP ile arasının pek sıcak olmadığı bilinen Mehmet Akif Ersoy ile beraber Mısır'da inzivaya çekilen, aslında Türkiye'de siyasi bir sorun yaşamamak için Mısır'a gittikleri de düşünülecek olur ise AKP tabanının "CeHaPe" zihniyeti dedikleri tek parti döneminden kaçtıkları da söylenebilir. Dördüncü olarak, AKP'nin Orta Doğu'da lider ülke rolüne bürünmüş gibi hareket etmesi ve tabanına böyle lanse etmesini sayabiliriz. Lakin Ekmeleddin İhsanoğlu'nun İsrail-Filistin ve Mısır üçlüsü arasındaki karmaşık ve çözülemez ilişkiye yaklaşımı, arabulucuğu dışında, Filistin'in olası bir El Fetih - Hamas kanlı mücadelesinin yıllara yayılmasının engellenmesinde kendisinin rolü yok sayılamaz. Bu açıdan baktığımızda da Erdoğan'ın Arap dünyasına karşı politikalarının miting meydanlarından ibaret olduğunu da göz önünde bulundurduğumuzda İslam dünyasında lider bir ülke olmaktan bahsediliyor ise İslam Konferansı Örgütü'nün seçilen ilk genel sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu vesile ile ulaşılabilir. Erdoğan'ın Orta Doğu politikasından bahseder iken miting meydanlarından ibaret diyerek örgütlere silah yardımı konusunda tamamen masum olduğunu farz ederek bu benzetmeyi yapıyorum. Arap dünyasında daha itibarlı bir ülke olmak isteniyor ise Ekmeleddin İhsanoğlu'nun itibarı ile bir adım öne çıkabilir.
CHP ve MHP'nin ortak adayı olmasından ötürü din temelli kaygıları olan kesimin ılımlı yaklaşabileceği bir isim olan Ekmeleddin İhsanoğlu'na karşı AKP yanlısı basın tarafından yürütülen kampanyanın etkili olduğu sokağa çıkıldığında da fark edilebiliyor. Yukarıdaki nedenler yüzeysel olarak baktığımızda sebep olarak görülebiliyor ama tüm bunların toplamının siyasi parti desteklemekten öte parti tutmak olduğu söylenebilir. Buna ek olarak da lidere biat kültürünün de etkisi yok sayılamaz. Tüm bu sürece bir de farklı bir açıdan yaklaşmakta fayda var. 2007 yılında Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı makamına geçerek parti teşkilatlarından uzaklaşmayı kabul etmeseydi yerine düşünülen isimlerden birisi de Ekmeleddin İhsanoğlu idi. Bugün kendisine karşı bu kadar mesafeli olan AKP seçmeni o gün ne yapacaklardı ?
Sıralanan sebepler yüzeysel ve asıl sebepler belli. Takım tutar gibi parti desteklemekten vazgeçmemiz şart. Yazının tamamına katılamasam da hoş bir yazı. Ellere, emeğe saygı duyulacak bu yazı için teşekkürler.
YanıtlaSil