Demokrasiyi sindirmiş toplumlarda veya demokrasiyi sindiremese de demokrasiyi sindirebilmeyi çabalayan oluşumlarda başarısızlık sonrasında yönetim bu başarısızlığın sorumlusudur. Üstlendikleri sorumluluğu yerine getiremedikleri için de görevlerinden istifa ederek yerlerini oluşum içerisindeki diğer isimlere bırakırlar. Türkiye'de ise bu düzen farklı işliyor ve bunun bir yansıması olarak bu toplumun içerisinden insanların mensup olduğu CHP de bu demokratik tavırdan uzak hareket ediyor.
Kemal Kılıçdaroğlu 2009 belediye seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmaya talip oldu ve kaybetti. Bu kaybetmenin ödülü olarak da CHP Genel Başkanı oldu. Referanduma gidildi ve HAYIR denmesi için çalışmalar yapıldı. İBB Başkanlığı gibi burada da hüsrana uğratıldı. 2011 Genel Seçimleri sonucunda ise iktidarı hedefleyen ve ana muhalefet partisi olan CHP, yine ana muhalefet partisi olarak siyasi yaşamına devam etti. Yaşanan bu bozgun ise CHP yönetimi tarafından bir başarı olarak lanse edildi. Başarısızlığın CHP için olağanlaşmasının sonucu olarak da parti içerisinde umutsuzluk ve muhalifliğe alışmak gibi sonuçlar ortaya çıktı. AKP iktidarını zorlayacak bir hamle yapabilmesi için her başarısızlık sonrasında yenilenmeye ve eksiklerini kapatmaya, umutsuzluğa kapılmamaya mecbur olan bir siyasi partinin başarısızlığı başarı olarak sayması ise AKP'nin daha rahat hareket edebilmesi ve rakipsizliğin verdiği savurganlık ile iktidarını daha da güçlendirmesi ile sonuçlandı. 30 Mart 2014'te yapılan yerel seçimde ise Türkiye tarihinde hiçbir ana muhalefet partisinin elinde olmayan bir fırsat vardı CHP'nin elinde. CHP, Hukuksuzluklar ile adı anılmaya başlayan, Gezi Parkı Olayları ile şiddetin dozunu arttıran ve en önemlisi 17-25 Aralık Yolsuzluk Operasyonları ile köşeye sıkışan iktidar partisini bir kez daha elinden kaçırdı. Eski siyasilerimizden Bülent Ecevit, Alparslan Türkeş ve Necmettin Erbakan bugünleri görüyor olsaydı kendileri muhalefette iken böyle şans kendileri için olmadığı için üzülürlerdi. Eminim ki eski cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel de aynı görüşe sahiptir. 30 Mart'ta yaşanan hüsran dahi CHP'de bir yeniliğe neden olmaya yetmedi. Her kaybettiği seçimden sonra Aziz Nesin sözleri, makarna ve kömür lakırdısı dışında politik bir yaklaşımı olmayan, iktidara gelme umudunu yitirmiş bir taban ile yoluna devam etti.
30 Mart belki de son 15 yılda CHP'nin yaşadığı en acı mağlubiyettir. Hiçbir dönemde hiçbir siyasi partinin elinde olmayan kozlar CHP'nin eline geçmişti ve iktidara gelebilmek için İstanbul ve Ankara'yı AKP'den almak çok daha kolaydı. Lakin bu illeri alamamak CHP için bir yenilgi olarak görülmedi. Üzerinden çok zaman geçmeden Ekmeleddin İhsanoğlu ile girilen seçimde de alınan mağlubiyet ise parti içerisinde oluşması gereken tepkiler için gerekli zemini hazırladı. Partide Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığını doğru bulmayan kesim tarafından yoğun bir şekilde eleştirilmeye başlandı. Emine Ülker Tarhan etrafında toplanan bir grup partili haklı olarak Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin istifasını istiyor. Bu haklı tepkiyi doğru karşılamak için ulusalcı veya solcu olmaya lüzum yoktur. Her siyasi partide olması gereken bir tepkidir. Bu tepki sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu'nun %51'in imzasını alıp Kongre kararı alsınlar demesi için çok daha vahim bir tabloyu gözler önüne sermiştir. CHP Genel Başkanı'nın parti liderliğinden ayrılması için yarıdan fazlasının istemesi gerekli sebep iken her girdiği seçimde hüsrana uğrayarak kendisini ve teşkilatları bozgunlara alıştırmasını istifa için gerekli sebep görmemesidir.
Mustafa Sarıgül yerel seçimlerde yaşadığı mağlubiyet sonrası kenara çekildi ve daha sakin bir siyasi tavır içerisine büründü. Elbette doğrusu da budur, çünkü yenilgi yaşayan bir siyasi hiçbir şey olmamış gibi siyasi yaşamına devam edemez ve etmemelidir. Belki ileride kendisini CHP içerisinde daha iyi bir yerlerde görebiliriz, belki de yeni bir siyasi oluşum içerisinde görebiliriz. Lakin kendisi şuan daha sessiz kalmayı ve geri planda durmayı tercih ediyor mağlubiyet sonrası olması gerektiği gibi. Parti içerisinde farklı bir siyasi kanattan olmasa da CHP üyesi olan her kesimin Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin istifasını istemesi gerekir, çünkü CHP'nin yenilgiye alışan siyasetçiler ve ekipler ile başarıya ulaşması mümkün değildir. Eğer AKP iktidarını elinde birçok koz varken bitirmek istiyor ise her mağlubiyetlere kılıf uydurmayan, istifa etme erdemini gösteren siyasetçilerin yanında siyaset yapması gerekir.
Doğru ve hakikatten yana siyasi bir anlayışa sahip olan her birey, Kemal Kılıçdaroğlu ve önümüzdeki yüzlerce sene boyunca seçim kaybeden liderlerin ve ekibinin istifasını istemesi gerekmektedir aynı siyasi görüşten olsa dahi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder