CHP'de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun gelen tepkiler üzerine Kurultay kararı alınması sonrasında CHP'de farklı sesler daha yüksek dile getirilmeye başladı. Öncelikle Emine Ülker Tarhan ve diğer durumdan rahatsız olan partililer ile Muharrem İnce'nin aynı safta mı yoksa farklı bir cephe olarak mı belirdiği konusunda şüpheler oluştu. Muharrem İnce'nin adaylığı sonrasında ise partideki muhalif kesimlerin Kılıçdaroğlu'na karşı Muharrem İnce ismi etrafında birleşeceği net bir şekilde belirdi.
Sayın Muharrem İnce ile 2012 yılının ilk aylarında görüşme imkanı bulmuştum. Makam odasında kendisini ziyaret ettim. Kendisine CHP'nin İç Anadolu ve Hatay'ta ne gibi çalışmalar içerisinde olduklarını ve yeniden CHP'nin İç Anadolu'da etkin hale ne şekilde getirilebileceğini sordum, elbette bunun yanında Hatay'da zayıflayan bir CHP olduğunu dile getirdim ve ufak bir hatırlatmada bulunmak istedim. Nasıl bir cevap verdiğini açıklamayacağım ama dürüst ve açık bir cevap verdiğini söyleyebilirim. Dürüst olmak gerekirse soruları yöneltir iken net bir cevap vermeyeceğini ve alakasız cevaplar vereceğini düşünmüştüm ama öyle olmadı. Sayın İnce'nin söylediklerine katılmasam da en azından fikrini söyleyebilmesi hoşuma gitmişti.
Aradan 2 sene geçti ve şimdi Muharrem İnce CHP'de Genel Başkan olmak için Kurultay'da mevcut Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun karşısına çıkıyor. CHP'de Kurultay'da kimin Genel Başkan olmasını istediğimi değil, kimin Genel Başkan olmaması gerektiğini ancak söyleyebilirim. CHP lideri olarak 2011 Genel Seçimleri ile beraber yenilgiler almaya alışmış ve başarısızlıkları başarı olarak gören mevcut siyasi lideri desteklemediğimi belirtebilirim. Karşısındaki isim Muharrem İnce değil de, bir başka isim olsaydı yine aynı sözü söyleyebilirdim, çünkü siyasette başarısız olan lider ve ekibi yerini yeni bir lidere ve ekibine bırakır.
Muharrem İnce'nin mücadeleci kimliği ve siyasi duruşu ile Türkiye halkının ilgisini çekecektir, çünkü seçim gecesi ortadan kaybolan ve haber alınamayan bir siyasetçi değil, Yalova'yı söke söke kazanan ve asla vazgeçmeyip hak edilenin peşinden koşabilen bir siyasi irade isteyecektir.
Kurultay sonrasında sonuç ne olursa olsun delegelerin belirlenmesinin demokratikleştirilmesi gereklidir. Siyasi çıkarları uğruna oy kullanan parti delegelerinin, siyasi çıkarlarını ön planda tutmasının en önemli nedenlerinden birisi de parti yönetiminin delege belirlenmesinde etkin olmasıdır. Muharrem İnce ve diğer muhalifler kaybeder ise kesinlikle parti içerisinde dışlanmamalı ve Kurultay sonrası yeniden işbirliği devam edebilmelidir. Demokratik sistemlerde olması gereken de budur. Aynı sözler Kemal Kılıçdaroğlu'nun kaybetmesi durumunda da geçerli, çünkü Kılıçdaroğlu ve ekibinin seçimi kaybetmesinden dolayı partiden uzaklaştırılması ve etkisizleştirilmesi demokratik bir tutum olmayacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder