BRICS, uluslararası arenada Abd egemenliğini hafifletebilmek adına oluşturulmuş ve kurumsal olmayan bir yapılanmadır ve Brezilya,Rusya,Hindistan,Çin ve Güney Afrika’dan oluşmaktadır. Alternatif bir güç oluşturabilme ve çok kutuplu bir uluslararası yapı oluşturabilmek adına kurulmuş olan BRICS, ekonomik açıdan Çin ve siyasal açıdan Rusya üstünlüğünde bir oluşumdur.
Oluşum içerisinde yer alan devletlerin farklı bölgelerden olması oluşumun bölgesel nitelikte değil, küresel nitelikte bir oluşum olma niyetinde olduğunun bir göstergesidir. Güney Afrika’nın oluşuma dahil edilmesi ise bölgesellikten ziyade küresel olma niyetlerinin net bir işaretidir. Ekonomik açıdan Meksika, Türkiye Ve İran’dan çok daha küçük olan Afrika ülkesinin oluşuma dahil edilmesi yükselen altın fiyatları ve küresel olma çabaları dışında bir sebep ile açıklanamaz.
Bazı araştırmacılar tarafından Francis Fukuyama’nın “Tarihin Son basamağı liberalizmdir” tezini çürüttüğü ifade ediliyor olsa da BRICS’in liberalizm ile ters düşmediği göz önüne alınacak olur ise pek de geçerli bir iddia olmadığı söylenebilir, çünkü BRICS liberalizmi yıkmak için değil, uluslararası arenada ABD egemenliğini yumuşatmak ve alternatif bir güç odağı oluşturabilmek için vardır.
Ekonomik Yapısalcılık perspektifinde incelendiğinde BRICS’in ekonomik nüfuz ile yola çıkarak askeri ve siyasal üstünlük sağlamak amacı ile yola çıktığını söyleyebiliriz. Eğer BRICS askeri ve siyasal açıdan da üstünlük kurma çabasında değil diyenler olur ise , NATO’nun Libya Müdahalesi’ne Rusya, Çin ve Brezilya’nın tepkisi ve olası Suriye Müdahalesi konusunda Rusya’nın takındığı sert tavır ile askeri ve siyasi üstünlük amacında değiller tezi çürütülebilir. Zaten dünya nüfusunun %40’ına ve dünya ekonomisinin %25’ine sahip bir oluşumun “ekonomik dev, diplomatik cüce” olma peşinde koştuğu söylenemez.
BRICS’in yalnızca ekonomik bir işbirliği olmadığını bir çok örnek ile açıklayabiliriz. Bu örneklerin ilki Libya konusunda BRICS’in takındığı tavırdır ve bu tavır siyasal bir işbirliği olduklarının işaretlerinden yalnızca birisidir. En önemli ikinci hareketleri ise BM Güvenlik Konseyi’nde daha fazla söz sahibi olma istekleridir. Batı Amerika ve Batı Avrupa’nın BM’deki egemenliğini azaltma çabalarının örneklerinden biridir bu tavırları. BM tarafından İnsan Hakları açısından pek çok eleştiri ile karşılaşan BRIC ülkelerinin kapitalist sisteme adaptasyonlarının ve sanayileşmelerinin Avrupa ülkelerinden çok sonra olması göz önünde tutulur ise ucuz işçilik ve standartların üzerinde çalışma saatleri olağan karşılanabilir. Unutulmamalıdır ki sanayileşme dönemlerinde Batı Avrupa’da 18 saat çalıştırılan işçiler ve maden ocaklarında çalıştırılan çocuk ve kadınlar vardı. BRICS ülkelerinde şartların zor olması insanlığa aykırı olduklarının değil, geç sanayileştiklerinin bir işaretidir.
Mehmet BAŞKAN- Gazete Mavi'deki yazımdan alıntıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder