Tüm dünyada bu sabah Yahudiler bayram sabahına uyanacaktı. Çocuklar dans edecekti ve çocukların bu danslarıyla günü geçireceklerdi. Ancak Filistin'de organize olan HAMAS örgütünün üyeleri gerçekleştirdikleri organize saldırı ile İsrail'i kana buladı.
Yüzlerce sivil öldürüldü. Öldürülen sivil kadınların kıyafetleri yırtıldı tekbirler eşliğinde. HAMAS üyeleri bu çektiği videoları gülerek TikTok ve benzeri yerlere yüklerken harika bir iş yaptıklarını düşünüyor ve övünüyorlar. Ancak bu yaptıklarıyla uluslararası arenada Filistin'in elini ne kadar zayıflattıklarından haberdar olmaları gerekir. Haberdar değillerse bu büyük bir aptallıktır.
Avrupa'da ve ABD'de Filistin propagandası için sivil eylemler ve etkinlikler düzenleniyor. ABD ve Avrupa halklarında bir karşılığı oluyordu. Haliyle Avrupa ülkeleri ve ABD son senelerde İsrail'in Filistin politikalarına karşı daha frenleyici bir tavır takınıyordu. Ancak Filistin tarafından yapılan vahşetin görüntüleri, Filistin'e bakış açısını değiştirecek. Avrupa ülkelerinde Yahudi cemaatleri çok daha yüksek sesle toplumda propagandalarını yapacaklar. Hatta bir süre Filistin lehine propagandanın tepki çekmesi bile ihtimal dahilinde.
Bir bayram sabahına İsrail'in istila korkusu ve ölümlerle uyanması, İsrail dış politikasında ciddi kırılmalara sebep olabilecek bir travmadır. İsrail'in bundan sonraki süreçte güvenlikçi politikalarını arttırması ve güvenlik zaaflarını kapatmak için saldırgan bir dış politika izlemesi gerekmektedir. 7 Ekim 2023'te günün ilk saatleriyle başlayan sivillere yönelik saldırı akınının neticesinin Filistin halkının öldürülmesi ve sürgün edilmesiyle sonuçlanacağını HAMAS yetkilileri de biliyordur. HAMAS'ın radikalleşmesi, İsrail'in iç siyasetinde radikal görüşlerin daha ılımlı kesimin susturulması anlamına geldi.
İsrail siyasetinde bundan sonra konuşulacak ve uluslararası arenada anlatılacak olan konu, Filistinlilerin bir başka ülkeye "kendi rızası" ile gönderilmesi olacaktır. İsrail'in Yahudilere güvenli olabilmesi için bölgenin Filistinsizleştirilmesi elzem bir ihtiyaç olarak ortaya konulacaktır. Filistin halkını kabul edecek devletlere, kabul edeceği Filistinli "yeni vatandaş" başına para ödemesi ve Filistinlilerin göçe zorlanması, konuşulması muhtemel konular olabilir.
İsrail bundan sonra iki devletli senaryo ihtimallerinin gündeme gelmesini dahi öfkeyle karşılayacaktır. Uluslararası siyasette bu tepkiye hazırlıklı olmak ve alışmak gerekmektedir. "Never Again" denecek ve İsrail'in Filistinli unsurları tamamen bölgeden uzaklaştırmasının en önemli mimarı elbette Filistinli radikal silahlı örgütler oldu. Filistin halkının en büyük düşmanının İsrail değil, Filistinli radikal örgütler olduğunu göç etmek zorunda oldukları bölgede belki bir gün fark edecekler. Filistin'de aşağı yukarı 5 milyona yakın insan yaşıyor. En az yarısının göç ettirileceği bir senaryoda Filistinlerin yerleştirileceği en önemli aday da Türkiye olur.
Türkiye'de Filistinli nüfusunun artacağı bir 10 sene yaşayacak gibi görünüyoruz. Türk Devleti'nin göç politikasında Suriye ve Afganistan'a davrandığı gibi yumuşak tavır alması halinde Türkiye'de yeni bir azınlık grubunun doğuşuyla karşı karşıya kalabiliriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder